Yeni Roma'nın Kuruluşu ve Gerçek Adı
Şu anki Çemberlitaş Sütunu'nun olduğu yerde, İmparator I. Konstantin MS 330 yılında mızrağını toprağa sapladı ve tanrının ona yeni başkentinin sınırlarını gösterdiğine inandı. Bu kutsal topraklara, kadim Hristiyan kutsal emanetleri ve Nuh'un baltasının ahşap sapı, şehrin yenilmezliğini sağlamak için sütunun altına gömüldü. Önemli bir gerçeği unutmayın: 1557'de Alman tarihçi Hieronymus Wolf tarafından uydurulan 'Bizans' terimi, aslında yeni Roma kurulmadan önceki Yunan kolonisi Byzantion'a atıfta bulunur. Bu imparatorluk, kendi döneminde kendini kesintisiz Roma İmparatorluğu olarak tanımlamış ve vatandaşları da daima 'Romalı' olarak adlandırmıştır. Gerçek adı ve mirasıyla yüzleşin.
İmparatorluğun Kalbindeki Güç ve Çatışma
Bir zamanlar erken Doğu Roma'nın pırıltılı siyasi kalbi olan Konstantin Forumu'nu hayal edin; pagan tanrılarının çalınmış bronz heykelleriyle dolu, devasa mermer bir portikoyla çevriliydi. Zaferle dönen imparatorların zincirlenmiş barbar kralları ve devasa ganimetleri arkalarında sürükleyerek yürüdüğü antik 'Mese' yolu, modern Divan Yolu'nu kusursuzca takip eder. Dünyanın idari merkezi sayılan Milion Taşı'nda durun; İmparatorluğun tüm yollarının başladığı bu mütevazı nokta, aslında heykellerle süslü görkemli bir zafer takıydı. Ardından, 100.000 kişiyi ağırlayan Hipodrom'a adım atın. Burada, 532'deki Nika Ayaklanması'nı tetikleyen 'Mavi' ve 'Yeşil' araba yarışı hiziplerinin siyasi gücü kanlı bir şekilde ortaya çıktı. Ayasofya'nın dış cephesine odaklanın; bu devasa kubbe, 30.000 isyancının katledildiği Nika Ayaklanması'nın küllerinden doğan, beş yılda inşa edilmiş, ilahi gücün bir kanıtıdır.
Gizemli Saraylar, Savunma Surları ve Sırlar
Ayaklarınızın altında, imparatorların şehri devasa kuşatmalardan kurtarmak için yüzlerce gizli yeraltı su deposu inşa ettiği gerçeğini düşünün. Büyük Saray Mozaikleri, dini figürlerin yokluğunda av sahneleri, efsanevi yaratıklar ve günlük yaşamı betimleyen büyüleyici seküler sahnelerle erken Doğu Roma imparatorlarının inanılmaz zenginliğini ve sanatsal ustalığını sergiler. Ayasofya'dan önce yapısal bir deneme olarak inşa edilen Küçük Ayasofya'yı inceleyin; imparatorların paranoyası ve yapısal dehası burada kesişir. Marmara'nın tuzlu sularıyla dövülmüş deniz surlarına dokunun; 7. ve 8. yüzyıllardaki Arap donanma kuşatmalarını geri püskürten 'Grejuva Ateşi'nin sırrını barındırır. Son olarak, İmparator Nikephoros II Phokas'ın suikaste uğradığı Boukoleon Sarayı'nın kalıntıları ve ölümcül kuşatma motorlarının üretildiği Mangana Bölgesi'nin harabelerini keşfedin. Turunuzu, pagan dünyasının unutulmuş bir nöbetçisi olan Gotlar Sütunu'nda tamamlayın.